Pazar, Mayıs 11

Dersimiz 1 Mayıs...





Temel DEMİRER


* Yazı Mavi Defter'den alınmıştır...

Çarşamba, Kasım 21





Yağmur gibi çiseliyordu zaman…

Yollar önümü göremeyeceğim kadar karanlık,
Her yer gözlerim gibi nemli
Ve gökyüzü kararmaya yüz tutmuş bir mor renkti.

Ellerim ceplerimde öylece yürüyordum…

Hiçbir şey düşünmemeye çalışırken
Nasıl oluyorsa en çok seni düşünüyordum.

Ve en çok ellerimi saklıyordum kendimden…


Cuma, Kasım 9

MOR KÜLHANİ

1.Şiirimiz karadır abiler
Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler
2.Şiirimiz her işi yapar abiler
Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir
Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler
3.Şiirimiz gül kurutur abiler
Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler
4.Şiirimiz erkek emzirir abiler
İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir
Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler
5.Şiirimiz mor külhanidir abiler
Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.
Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler
6.Şiirimiz kentten içeridir abiler
Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla
Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
ECE AYHAN

Cuma, Ekim 5

Sonsuzluk Ve Bir Gün

** 1 **


İthaka'ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
Ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon'dan.
Bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse,
gövdeni ve ruhunu ince bir heyecan sarmışsa eğer.
Ne Lestrigonlara rastlarsın,
ne Kikloplara, ne azgın Poseidon'a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.
Dile ki uzun sürsün yolun.
Nice yaz sabahları olsun,eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
Durup Fenike'nin çarşılarında eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar
ve her türlü başdöndürücü kokular;
bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice Mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.
Hiç aklından çıkarma İthaka'yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka'nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.
Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
Artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini İthakaların.

** 2 **


_ Hey! selim
Bu gece bizimle gelmicek olmana çok üzülüyoruz.
_ Hey! selim korkuyorum.
_ Selim, denizler çok büyük.
_ Nereye gittin Selim, nereye? Biz nasıl bir yere gidicez?
_ Ya orda da dağlar,polisler varsa... Biz hiç geri çekilmedik. Şimdi karşında denizler var ama yine de geri çekilme!
_ Gece annemi gördüm, kapının eşiğinde duruyordu. Bana üzgün üzgün bakıyordu. Dağların tepesinde karlar vardı ve çanlar çalıyordu.
_ Keşke bize eskisi gibi limanlardan bahsetseydin. Marsilya'dan, Napoli'den... Şu koca dünyadan bahsetseydin.
_ Hey! selim, anlat, anlat bize şu koca dünyayı...
_ Hey! selim, konuş, konuş bizimle...
_ Hey! Selim. Hey! Selim.

** 3 **


_ Zaman nedir?


_ Dedeme göre zaman bir çocukmuş ve bu çocuk sahilde iskambil oynarmış.


** 4 **


_ Şair ne demek biliyor musun?


_ ...


_ Zamanım olsa sana kelimeleri satın alan şairin hikayesini anlatırdım.


_ ...

** 5 **



_ Gülümsüyorsun ama üzgün olduğunu biliyorum.

_ :)

_ Sana kelime satayım mı?

_ Hı hı.

_ Ama pahalı gelebilir.

_ :)

(Çocuk adamın yanından kalkar, elleri ceplerinde yavaşca sahile doğru yürür, bir süre denize bakar ve hızlı adımlarla adamın yanına gelir).

_ Zenitis.

_ Zenitis... Anlamı ne?

_ Yaban. Ya da sürgün.

_ Bu sözcüğü duydun mu?

_ Evet. Köydeki kadınlar söylerdi. Başka kelime ister misin? :)

** 6 **


Neden anne, hiçbir şey umduğumuz gibi gitmedi? Neden?
Neden çürüdük böyle. Çaresizlik içinde acıdan ve arzudan kıvranıyoruz.
Neden bütün hayatım sürgünde geçti?
Neden sadece anadilimi konuşabildiğim nadir anlarda mutlu olabildim?Ve kayıp sözcükleri ya da insanların çoktan unuttukları sözcükleri bulup çıkarttığım anlarda mutlu olabildim. Neden sadece o anlarda evde yankılanan kendi ayak seslerimi duyabildim?

Neden?

Söylesene anne neden sevmeyi bilemedik?


** 7 **


_ Beni ne kadar seveceksin?

_ Sonsuzluk ve bir gün kadar.


** 8 **


_ Bir keresinde sana yarın ne kadar sürer diye sormuştum. Sen de...

_ Sonsuzluk ve bir gün kadar demiştim ( kadın adamdan giderek uzaklaşmaktadır.) .

_ ?!

_ ...
_ Seni duyamadım Anna!

_ SONSUZLUK VE BİR GÜN KADAR!

* theo angelopuolos , kavafis ve shekeaspeare'e...

Cumartesi, Eylül 15

BARBAR VE ŞEHLA / 1




'hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında
şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin'


rivayetdi ve zaman sakin
bir su gibi hareleniyordu
senin için orman uğultuları
uzun kış geceleri getirdim
artık okunmayan masallardan



bildim ama bilemeyip düştüm yollara
ıslığımdaki gül kokusuyla
çünkü gül mağrur bir yalnızlık
yahut dalgın bir keder olarak yakışırdı
senin şehla sesine

'rivayetdi ne zaman sahi oldu
bildim bilemedim sahi nasıl soldu'


anka'nın beni bıraktığı yerde
barbarlara rastladım, en çok
seni andırıyordu incelikleri
seni ve senin şehla duruşunu
rüzgar doldurdular ceplerime


oysa ben yılanların deri değiştirdiği
bir çöl arıyordum kendi çölümde
gövdemin çağına ulaşmak için
matematik ve şiir çalışıyordum
tarihse barbarlık öncesi devirlerdi


'rivayetdi ne zaman sahi oldu
bildim bilemedim sahi nasıl soldu'


dağlarımda yangın ovalarımda
tûfan hikayeleri anlatılırken
masaldan masala,
efsaneden efsaneye sığınıyordum
ve ben sıfırı öğreniyordum aztekler'den



şiirse şehla sesine benziyordu
yani yalan yani kara bir zulüm
inceliğin barbar duruşu belki
vak'anüvis edasıyla geziniyor
yenildiğim tüm alanlarda şimdi


'rivayetdi ne zaman sahi oldu
bildim bilemedim sahi nasıl soldu'


bir kez daha uğradığımız
cinayet yerine benziyor
unutmak istediğimiz ne varsa
meğer ne çok biriktirmişim
unutmam gereken şeyleri
duruşunu, şehla sesini mesela


yatağımda kalan sıcaklığını
yastıkta başının bıraktığı çukuru
en çok da bir yolculuğa çıkarken
dönüp dönüp sarılışını


'zaman bir su gibi hareleniyor yine
rivayetdi ne zaman sahi oldu'



AHMET TELLİ

Salı, Eylül 11

Dans olsun, okşama olsun: Memleketimin ilişki sorunsalı!


Cumartesi, Eylül 1

Tüm Dünya Halklarına "Barış"



68 yıl önce bugün (1939) , Adolf Hitler Polonya'yı işgal ederek 2. dünya savaşını başlattı ve birleşmiş milletler de milyonlarca insanın öldüğü bu kanlı savaşın bir daha yaşanmaması için 1 Eylülü yani ikinci dünya savaşının başladığı günü, Dünya Barış Günü ilan etti...


evet ikinci dünya savaşından sonra bildiğimiz öyle bir savaş yaşanmadı(!) bazıları bir yerlere "demokrasi" götürmeye çalıştı sadece! bugün Irakta, Flistinde her gün onlarca, yüzlerce, binlerce insan birilerinin iktidar arayışı uğruna ölüyor... yine de adına " savaş" denmiyor !


ve bunlardan yine en çok çocuklar etkileniyor...






savaşlar, kıtlıklar, atom bombaları, kimyasal silahlar, ölümler (örnekler çoğaltılabilir elbet) ...



bunlar kapitalizmin doğduğu günden beri hep varoldu, kapitalizm bunları bağrında bilerek ve isteyerek büyüttü... bugüne kadar yaşananlar; şahit olduklarımız ya da olmadıklarımız kapitalizmin ölümlerle beslendiğini kanıtladı. ancak bunu yaparken bir başka dünyaya olan inancımı(zı) da güçlendirdi... gerçekten ister ve mücadele edersek ;



başka bir dünya mümkün!